Rozaseası olduğundan habersiz hasta
Kornea biriminde bana en çok şey öğreten hastaların bir kısmı polikliniğe "kronik " ya da "hiçbir tedaviye yanıt vermeyen kuru göz" tanısıyla gelir. Sıcakta ya da acılı yemekten sonra yüzleri kızarıyor olabilir; cilt neredeyse normal de görünebilir. Tablo, ancak kapakları çevirip meibom bezlerine bası uyguladığımda netleşir: karşımızdaki hastalık dır.
Rozasealı hastalarda göz tutulumu sıktır ve cilt bulgularından önce ortaya çıkabilir; tanının gecikmesinin başlıca nedeni de budur. Dermatolog yüzü, oftalmolog gözyaşını tedavi eder; hastalığın asıl yerleştiği kapak kenarı ise çoğu zaman arada kalır. Kızarıklık, yanma ve tekrarlayan hordeolum gibi bulguların sıradan blefaritten ayırt edilememesi de eklenince, doğru tanıya ulaşmak yıllar alabilir.
Muayenede nelere bakarım
- Kapak kenarında telenjiektaziler: tek başına en anlamlı bulgu
- Tıkalı ya da kabarık meibom bezi ağızları; bulanık, bazen macun kıvamında salgı
- Özellikle aynı kapakta tekrarlayan
- Gözyaşı miktarıyla açıklanamayacak ölçüde belirgin evaporatif kuru göz
- Yüzde kızarma (flushing) öyküsü; sıcak, güneş, acılı yiyecek ve alkol gibi tetikleyiciler
- İleri olgularda konjonktival hiperemi ve alt limbusta korneal neovaskülarizasyon
Hastalığı besleyen asıl mekanizma dur (MBD). İnflame ve tıkalı bezlerin salgısı kalitesizdir; gözyaşı film tabakası hızla buharlaşır, bu da oküler yüzeyde inflamasyona yol açar ve kısır döngü böylece sürer.
Dolgun yağ kesecikleri (asinüsler) açık bir ana kanalın çevresinde dizilir; yağ, bez ağzından gözyaşı filmine rahatça akar.
Göz kapağının içindeki meibom bezleri, gözyaşının buharlaşmasını önleyen yağı üretir. Döndürmek için sürükleyin; tıkanıklık ilerledikçe bezin nasıl değiştiğini görün.
Patogenezde yeni bulgular
Bu kısır döngü uzun yıllardır araştırmalarımın odağında. Grubumuz, oküler rozasealı hastalarda hem oküler yüzeyde hem de sistemik düzeyde ölçülebilir oksidatif stres bulunduğunu ve Toll-benzeri reseptör 4 (TLR4) ekspresyonunun arttığını gösterdi. Bu bulgular rozaseayı yalnızca kapağa sınırlı bir sorun olarak değil, sistemik bir inflamatuvar yatkınlık olarak ele almamız gerektiğini düşündürüyor.
Bu yıl uluslararası meslektaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz bir çalışma konuyu bir adım öteye taşıdı. 2026'da Nature Communications'ta yayımlanan "Cross-species transcriptomics identify mineralocorticoid receptor pathway overactivation as a central driver of ocular rosacea" başlıklı makalemizde, mineralokortikoid reseptör yolağındaki aşırı aktivasyonun farklı türlerde meibom bezi disfonksiyonunu ve rozaseaya bağlı oküler yüzey hasarını tetiklediğini gösterdik. Çalışma, S100A9'u aday bir biyobelirteç olarak öne çıkarıyor ve daha da önemlisi mineralokortikoid reseptör blokajının makul bir tedavi stratejisi olabileceğini ortaya koyuyor. Uzun süre sıcak kompres ve ampirik tetrasiklinlerle yetinmek zorunda kalan bir alan için hedefe yönelik bir mekanizmanın tanımlanması gerçekten yeni bir gelişme.
Klinik pratikte aklımda tuttuklarım
- Her kuru göz muayenesinde biyomikroskoptan önce hastanın yüzüne bakın; cevabı çoğu zaman önce cilt verir.
- Meibom bezlerine mutlaka bası uygulayın. MBD tanısını net koymak tedavi planını baştan değiştirir.
- Yalnızca gözyaşı filmini değil kapağı da tedavi edin: kapak hijyeni ve bezler için sıcak uygulama; gerektiğinde antiinflamatuvar ya da muayenehane tabanlı tedaviler ekleyin.
- Hastanın beklentisini baştan doğru kurun. Rozasea bir kerede tedavi edilen bir enfeksiyon değil, birlikte kontrol altında tuttuğumuz kronik bir hastalıktır.
- Dermatolojiyle birlikte çalışın. Hastalığın iki yüzü birlikte yönetildiğinde hastalar çok daha iyi seyreder.
Bir hasta bana gözlerinin "durup dururken yandığını" söylediğinde kapak kenarına bakmaya devam edeceğim; artık o hastalığın biyolojisini de düşünerek.